BenXYönetmenSenaryo:NicBalthazar
Müzik: Praga Khan
Görüntü: Lou Berghmans
Oyuncular: Greg Timmermans (Ben), Laura Verlinden (Scarlite), Marijke Pinoy (Anne), Pol Goossen (Baba), Titus de Voogdt (Bogaert), Maarten Claeyssens(Desmedt)
Yapım: Belçika-Hollanda (2007)
Otistik Bir Gencin Dünyası
Belçikalı yönetmen Nic Baltazar’ın kendi kitabı ve bilgisayar oyunundan uyarladığı ilk filmi ‘Ben X’le, otistik dünyaya sıcak bir bakış gönderiyor
Sinemada bir Belçika filmini, hem de Flamanca konuşan bir film bulmak ne iyi. Hem de hikayesi Brüksel’de geçen bir film bu. Belçika’nın Flaman bölgesinden olan yönetmen Nic Balthazar, “Ben X” filmini, hem kitabından hem de oyunundan uyarlamış. “Ben X”, otistik Ben’in hayatın içindeki yalnızlığını ve yabancılığını anlatıyor. Otizm, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlık deniliyor. “Ben” de bu tarife tam uyuyor. Bir otistik insan ilgi alanlarına göre bir romanı okuduktan sonra ezberleyebilir, bir şehri bir defa görse bile maketini yapabilir, bir yabancı dili kolayca öğrenebilir. Beyinleri bilgisayar gibi. Ama, hiçbir şeyi anlamlandıramıyorlar ve anlam katamıyorlar. Ben, yönetmen Balthazar’ın “yağmur adamı…” Ama, süperleştirilmemiş. Balthazar, Ben aracılığıyla gelişmiş modern toplumlara da eleştiri getiriyor bu filmiyle. Anlamak için çaba göstermeyen, yabancılaşmış ve başka birine bile dokunmaktan korkan bir toplum bu.
Ben‘in tek cenneti, bilgisayar oyunuyla yarattığı dünya. Bu dünyada Ben, kendine Scarlite diyen bir kızla iletişim kuruyor. Ortak sanal dünyalarında hep beraberler. Ben bir şövalye. Scarlite da öyle. Ben’in anne-babası ayrılmış. Baba da Sabine adlı bir kadınla yaşıyor. Küçük bir kardeşi var ve kardeşine abilik yapmayı beceremiyor Ben. İşte bu otistik liseli genç, tüm maceraları kendi cennetinde yaşıyor. Aşkı da. Aslında aşkı pek bilmiyor. Otobüs durağında öpüşen kızlarla oğlanları görünce salyaların birbirlerine aktarılması sanıyor. Aynı sınıfta okuduğu iki fırlama öğrenci Bogaert ve Desmedt’in rahatsızlıklarıyla baş etme gibi bir sıkıntısı da var. Scarlite, Ben’in cep telefonuna görüntülü mesajında istasyonda buluşmalarını söyler. Artık bu sanal dünyadan çıkmak istiyor Scarlite. Bogaert ve Desmedt’in varlığı, Ben’le Scarlite’ın buluşmasını engelliyor. Kırmızı montuyla istasyona gelen Scalite, Ben‘in hafızasına kırmızı montlu kız olarak kazınıyor. Tüm hayallerinde Scarlite’ı öyle görüyor. Bu buluşamama Ben’in korkusundandır belki de. Ben, kendi cennetinden dışarı çıkamaya korkuyor çünkü. Her şeyi zihninde ve bilgisayarındaki oyunda yaşayan Ben, aslında Scarlite’a dokunmayı düşlüyor. Dokunmak, hissetmektir çünkü. Filmin final bölümünün, kendi gibi olmayan insanları dışlayanlara küçük bir sürprizi de var. İyi bir derstti. Öjenik olmayacaksın.
Yönetmen Balthazar, kurgusunu ve kamera kullanımını, Ben‘in iç dünyasıyla buluşturmuş yer yer. Filmi seyrederken, Ben‘in mi, yoksa dış dünyanın mı kaotik olduğunu düşünüyorsunuz hep. Elbette, dış dünyayla iletişim önemli ve gerekli. Çünkü gerçek insanlar var o dünyada. Balthazar, röportaj tekniği de kullanarak seyircisinin zihnini karıştırıyor bu filmin yolculuğunda. Çünkü seyirci, kötü bir şey mi oldu diye gerilim yaşıyor ara sıra. Genç oyuncu Greg Timmermans, Ben’in içine girerek otistik bir insanın ruh halini perdede yaşatabiliyor. Son olarak, “Ben X” filmi, bu yılki 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” için de yarışmıştı.
